Akşam saat 17.00’de Magnesia Avm Önü, 17.15 Karaköy Hamamı Önü, 17.30’da Kültür Sitesi Önü’nden siz değerli misafirlerimizi alarak yolculuğumuza başlıyoruz. Yolda vereceğimiz ihtiyaç molalarının ardından,

Sabah saatlerinde POZANTI yakınlarında kahvaltımızı yapıp (ekstra) tur programımıza başlıyoruz. GÜLEK BOĞAZI'ndan geçerek, TOROS DAĞLARI'nı aşıyoruz ve TEKİR YAYLALARI’nı panoramik olarak görme şansına sahip oluyoruz. Sonrasında bereketli topraklar olan SEYHAN ile CEYHAN nehrinin çocuğu diye adlandırılan ÇUKUROVA’ya ve onun parlayan yıldızı olan ADANA'ya ulaşıyoruz. Büyük İskenderinde ünlü İssos Savaşına giderken kullandığı rotayı takip ederek, Hatay Dörtyol, İskenderun ve Belen’den geçerek amik ovası manzarası eşliğinde rehberimizin bilgilendirmeleriyle ÇAN - EZAN - HAZAN sesinin birlikte duyulduğu kent HATAY’a (Antakya) ulaşıyoruz. Burada gezeceğimiz yerler; ANTAKYA ARKEOLOJİ ve MOZAİK MÜZESİ, Hristiyanlık kelimesinin ilk defa kullanıldığı ST. PIERRE KİLİSESİ, şehri ikiye ayıran ve mitolojik hikâyelerde ORONTES (ASİ)Nehri’ni görüp,  eski Antakya Evleri’nin bulunduğu sokakta yürüyüşler yapıyoruz. Sonrasında, HABİBİ NECCAR CAMİİ’ni görüp, doya doya ANTAKYA gezimizi tamamlayarak, ŞAHİN BEY`in memleketi olan GAZİANTEP`e ulaşıyoruz. Fabrikalarıyla, geniş ve düzenli caddeleri, parkları bulvarları meydanları ile gerçekten metropol olmaya aday GAZİANTEP’te, panoramik şehir turu yapıyoruz. Öğle yemeğimizi dünyaca ünlü ve Unesco Gastromi Şehri ünvanlı Gaziantep’te yöresel tatları deneyimleyerek aldıktan sonra, Çarşılar bölgesine gelerek,  ZİNCİRİYE BEDESTENİ, BÜYÜK PASAJ, ALMACI PAZARI, BAKIRCILAR ÇARŞISI ve İMAM ÇAĞDAŞ’ta serbest zaman alıp baklava, hediyelik eşya ve Antep fıstığı alışverişlerimizi yapıyoruz. Sonrasında 17. yüzyılda Tekke Camii Külliye binası içine kahve - kütüphane olarak kullanılan ve günümüzde TAHMİS KAHVESİ olarak anılan mekânda, Sütlü Menengiç kahvelerimizi keyifle yudumladıktan sonra, dolu dolu Gaziantep turumuzu sonlandırıp, otelimize yerleşiyoruz. Akşam yemeği ve konaklama otelimizde.

Otelde alacağımız kahvaltı sonrasında,  büyüleyici güzellikte KARAGÜL diye tabir edilen HALFETİ` ye geçiyoruz.  Birecik Baraj Gölü üzerinde bir saat sürecek muhteşem bir TEKNE Turuna (ekstra) çıkıyoruz. Tekne turunda Rum Kale, Tarihi Mağara Evleri, büyük bir kısmı sular altında kalan ve sular altındaki yapıları görebileceğiniz SAVAŞAN KÖYÜ’nü geziyoruz. Güneydoğu’nun bu saklı cennetinde geçireceğimiz güzel saatlerin ardından, HARRAN’a doğru ilerliyoruz. Sizi uçsuz bucaksız düzlükteki Harran Ovası kucaklayacak… Binlerce yıl boyunca ipek yolu seyyahlarının kullandığı bu yolu kullanarak Harran’a ulaştığımızda, İslamiyet döneminin ilk üniversitesi olarak bilinen HARRAN ÜNİVERSİTESİ, HARRAN ULU CAMİİ, HARRAN HÖYÜK, HARRAN KALESİ ve dünyada sadece Harran’da ve Italya Matera ve Alberobello kasabalarında görebileceğimiz kendine özgü mimarisi ile HARRAN KONİK KUBBELİ EVLERİ’ ni gezeceğiz. Yerel halkla sohbet edebileceğimiz çay ve fotoğraf molamızın ardından, ŞANLIURFA merkeze geçiyoruz. Ateşin suya ve yanan tahtaların ise kutsal balıklara dönüştüğü BALIKLI GÖL ve AYN ZELİHA GÖLÜ’nü ve Hz.İbrahim Peygamberin doğduğu mağarayı görüyoruz. Ayn-el Zeliha gölünde beyaz balığı aramayı unutmayın ve eğer görürseniz mutlaka dilekte bulunun. Öğle yemeğimizi yöresel yemeklerden tadarak, GÖBEKLİTEPE’ye doğru yola çıkıyoruz. Dünya tarihinin yeniden yazılmasına sebep olan, 11.500 yıl önce yapılmış ve yapıldıktan 1000 sene sonra üstü esrarengiz bir şekilde orayı inşa eden insanlar tarafından kapatılmış olan dünyanın ilk tapınağı - yaşamsal kült alanı GÖBEKLİTEPE ‘yi ziyaret ediyoruz.. Rehberinizin anlatımıyla ve göreceğiniz eserlerle birlikte zamanda yolculuk yapmaya hazırlanın. Zihniniz sizi güzel bir yolculuğa çıkaracak. İlk heykel atölyesinin bulunduğu Göbeklitepe, aynı zamanda nohut, mercimek, buğdayın dünyada ilk ekildiği topraklar ve tarım tarihinin başladığı yer olarak bilinmektedir. Göbeklitepe turumuzu tamamladıktan sonra,  ŞANLIURFA’ da ki otelimize yerleşiyoruz. Konaklama otelimizde. (Dileyen misafirlerimiz ile ekstra akşam saatlerinde bölgenin yöresel URFA SIRA GECESİ etkinliğine katılıyor ve akşam yemeğimizi alıyoruz.)

Otelde alacağımız sabah kahvaltısının ardından, Mezopotamya kültürlerinin ve medeniyetlerinin bir harmonisi niteliğindeki rüya şehir MARDİN’e ulaşıyoruz. Önce, Süryanilerin bölgedeki dinsel ve kültürel var oluşlarının tarihsel bir simgesi olan DEYR-UL ZAFARAN MANASTIRI’ nı ziyaret ediyoruz. Mardin merkeze geçtiğimizde, ULU CAMİ - ARKEOLOJİ MÜZESİ – KASIMİYE MEDRESESİ’ni görüyor ve Mardin kültürü ve mimarisi ile bütünleşmiş yapılarını gezip, MARDİN’in dar sokaklarını ve taş mimarisini keşfediyoruz. Kulaklarınızı çocuk seslerine ve ara ara duyacağınız nal seslerine verin ve dar sokaklarda yürürken mutlaka elleriniz yüzlerce yıllık serin duvarlara dokunsun, işte o zaman Mardin’le biraz daha bütünleşmiş olacaksınız. Mardin çarşısında vereceğimiz serbest zamanda, yöreye özgü eski baskı kalıplarıyla basılmış yazmalar, bakır çerezlikler ve şamdanlar, kilim ve el yapımı keçe, tesbihler, puşi, şarap, ahşap işçiliği ürünleri,  badem şekeri, leblebi, mırra cezvesi ve kulpsuz özel fincanlar (Gümgüm) gibi hediyelik eşya alışverişleri yapabilirsiniz. Daha sonra MİDYAT’a hareket ediyoruz. Orta Doğu  ve Anadolu medeniyetlerinin mistik mimari dokusunu burada farklı bir tonda ve renkte hissedeceksiniz. Midyat; mimari alanda bölgenin lideri konumunda. Tarihi yapısını o kadar güzel korumuş ki, insan burada kendini adeta bir Orta Çağ kentinde gibi hissediyor ve bir an kendinizi film setinden bir sahnede hissedebiliyorsunuz. Zengin bir mimari doku içinde bulunan yörenin taş ustalarının incelikli becerileri, Midyat`a bir Açık Hava Müzesi görünümü kazandırmakta. Ayrıca, Süryani ustalarının yüzyılların birikimiyle ince ince işlediği TELKARİ sanatının en iyi örneklerini burada bulabilirsiniz. Midyat sokaklarını gezerek, alışverişler yaptıktan sonra, ‘’Sıla’’, ‘’ Hercai ‘’ ve ‘’Adını Kalbime Yazdım’’ dizilerinin de çekildiği ve daha birçok diziye ev sahipliği yapan Midyat Konuk Evi’ni geziyoruz. Programımızı bitiriyor ve Midyat’ta bulunan otelimize yerleşiyoruz. Akşamyemeği ve konaklama otelimizde.

Otelde alacağımız sabah kahvaltısı sonrasında, HASANKEYF’e geçiyoruz. Güneydoğu Anadolu projesi kapsamında Ilısu Barajı nedeniyle bütünüyle sular altında kalacak olan, 12 bin yıllık geçmişe sahip Hasankeyf’te rehberimizin anlatımlarını dinliyor ve fotoğraf molası veriyoruz. Güneydoğu Anadolu bölgesinin metropol şehri DİYARBAKIR’a doğru yola çıkıyoruz. Karacadağ’ın binlerce yıl önce patlamasından sonra etrafta beliren onlarca kilometrelik taş ve kaya denizi manzarasıyla ve rengi kırmızıya yakın bereketli topraklarda yolumuza devam ediyoruz. Diyarbakır’da ziyaret edeceğimiz yerler; Diyarbakır Ulu Cami’ni, Cahit Sıtkı Tarancı Evi ve Müzesi’ni, Hasan Paşa Hanı, Diyarbakır Surları’nı, Mardin Kapısı’nı ve Hz.Adem ile Hz.Havva’nın indirildiğine inanılan Kırklar Dağı’nı görüyoruz. Daha sonra, ATATÜRK BARAJ GÖLET manzarası eşliğinde,  NİSSİBİ Köprüsünden geçiyor ve  KAHTA’ ya ulaşıyoruz.  Bizi bekleyen minibüslerle (ekstra)  NEMRUT’ a çıkıyoruz. Doğu ve Batı Medeniyetlerinin, 2150 m. yükseklikte muhteşem bir piramitteki kesişme noktası, Dünyanın sekizinci harikası ve ‘’Kralların Tahtı’’ olarak adlandırılan NEMRUT; yüksekliği on metreyi bulan büyüleyici heykelleri, metrelerce uzunluktaki kitabeleriyle, UNESCO Dünya Kültür  Mirasında yer almaktadır. Dünyada güneşin en güzel battığı noktada muhteşem gün batımını seyrettikten sonra yine minibüslerle otelimize yerleşiyoruz. Akşam yemeği ve konaklama otelimizde. (Nemrut Dağı çıkışı hava şartlarının müsaitlik durumuna göre gerçekleşir. Ayrıca günlerin kısa olduğu aylarda Gün Batımı yerine Gün Doğumu olarak rehberimiz değişiklik yapılabilir.)

Otelde alacağımız sabah kahvaltısı sonrasında, milli mücadelemizdeki başarılarından dolayı Kahraman unvanıyla anılan kentimiz,  Kahramanmaraş yolu üzerinden ADANA’ya varıyoruz ve öğle yemeğimize geçiyoruz. Türkiye’nin en büyük camii olma özelliğine sahip Sabancı Camii manzaralı Taş Köprü’de fotoğraf molası verdikten sonra otelimize geçiyoruz. Akşam yemeği ve konaklama otelimizde.

Sabah kahvaltısını otelimizde aldıktan sonra ayrılarak  ”Gel! Gel! Ne olursan ol, yine gel!” diyen Mevlana’nın sözüne kulak veriyor ve KONYA ’ya gidiyoruz. İlk olarak bölgenin yöresel tatlarını tattıktan sonra 1.600 metrekarelik kelebek uçuş alanında 15 tür kelebeğe doğal yaşam alanı sunan bir cennet’e adımımızı atıyor ve Konya Kelebekler Vadisi’ne ayırdığımız sürenin ardından yolda alacağımız ihtiyaç molalarıyla birlikte akşam saatlerinde MANİSA’ya varıyor ve bir başka SULTAN TURİZM organizasyonunda görüşmek dileğiyle vedalaşıyoruz.

EKSTRALAR

Extra Adı Geçerlilik Tarihi Fiyat

Tur Bilgilendirmeleri