ERZURUM

ERZURUM
1) Narman Peribacaları

Kırmızı rengi ve ilginç şekilleriyle dikkat çekici bir hal olan Narman Peri Bacaları, adını aldığı Narman ilçesinde yer alıyor. Rüzgar ve yağmurun toprağı aşındırması ile meydana getirdiği bu jeolojik oluşumlar Doğa Anadolu’da yalnızca bu burada görülmektedir. Kadadokya’daki oluşumlar ile bu yöredeki oluşumlar meydana gelme şekiller bakımından farklılık göstermektedir.
Kapadokya‘daki bacalar volkanizma sonucunda meydana gelirken, Narman’da bulunanlar ise günümüzden 2,5-3 milyon yıl önce akarsuların bir çökelme havzasına taşıdığı malzemelerin zamanla aşınması sonucu meydana gelmiştir. Kırmızı rengini, tortullardaki kırmızı renk demirin Fe2O3 şeklinde oksitlenmesiyle almıştır. Turizme katkı sağlaması için pek çok şenlik ve etkinlik düzenleniyor olup, gerek yerli gerekse yabancı turistlerin ilgisi artmaya devam etmekte.
2012 yılında UNESCO Türkiye Milli Komitesi tarafından Dünya Geçici Miras Listesi’ne alınan kırmızı periler diyarı olarak adlandırılan Narman Peri Bacaları, Erzurum’da mutlaka ziyaret edilmesi gereken doğal güzellikler arasında yerini alıyor. Amerika’nın Arizona, Kolorado Vadisi’nde yer alan Büyük Kanyon ile benzer yönleri bulunan Erzurum peri bacaları, rengiyle kendine hayran bırakıyor. Ziyaret ederken oldukça keyif alacak olup, yüzlerce senedir sapa sağlam şekilde ayakta durmaktadır. Bölgeye yakın noktada konaklayabilme imkanına sahipsiniz. Burada farklı fotoğraflar çekerek kendinize anı yaratabilirsiniz.

2) Erzurum Ulu Cami

Cami, 1179 senesinde Saltuklu Melik Nasirüddün Muhammed Bey döneminde yapılmıştır. İsmini Irak Selçukluları Sultanı Atabey Kızıl Arslan’dan alan cami, toplamda 6 bin kişilik cemaat kapasitesine sahiptir. Bu rakamla şehirdeki en büyük cami olma özelliğini elinde bulunduran Ulu Cami’nin ikisi doğuda, üçü kuzeyde olmak üzere beş kapısı bulunuyor. Her bir kapı birbirinden farklı olup, kapılardaki kitabelerin her biri incelendiğinde günümüze kadar beş kez onarım geçirdiği görülmekte.Yüzlerce yıllık medeniyetlere ev sahipliği yapmış olan Erzurum’a geldiğiniz takdirde Ulu Cami’yi ziyaret etmeyi ihmal etmeyin! Anadolu topraklarında Saltuklular döneminden kalmış olan ve asıl adı Atabey Cami olmasına rağmen halk arasında Ulu Cami olarak adlandırmaktadır. Caminin üstünün kapalı olması nedeniyle, içerisindeki nem ve koku doğal bir yolla kendisini temizleyerek havalandırma işlevi görmektedir. IV. Murat döneminde erzak deposu olarak kullanılan cami daha sonraları faaliyetlerine cami olarak devam etmektedir. Göz alıcı mimarisiyle turistlere ev sahipliği yapmaya devam etmektedir.

3) Erzurum Evleri

Bu eski evlerin Anadolu Türk mimarisinde çok ayrı bir yere sahiptir. Doğu Anadolu’nun sert kara iklimi ev planını büyük ölçüde etkilemiştir. Genellikle iki katlı olan evler, soğuk iklimine etkisiyle zemin katlar asıl yaşam yeri olarak kullanılacak hala getirilmiştir. Zemin kat çoğunlukla kadınların yaşadıkları ve yemek pişirdikleri tandır evine kışlık odalar açılmıştır.
Zemin katında; ahır,depo,kiler olarak kullanılmak üzere odalar mevcut. Evlerin büyük bir kısmı savaş ve yangınlar sebebiyle neredeyse yok olmuştur. Evler onarımdan geçirilerek turizme kazandırılmış olup, 1980 senesinde 500’e ulaşan evlerin sayısı giderek azalmış ve şuan da 100’e kadar düşmüştür.
 Merkezdeki Yakutiye’de bulunan 12 eski tarihi evin birleştirilmesiyle oluşturulmuş olan müze sokak adlandırılabilecek evlerde; yer sofraları ve divanda servis hizmetleriyle geleneksel Erzurum yaşamının kültürünün örnekleri sergilenmekte. Turistlerin ziyaretine açık olan evlerde Erzurum’un lezzetli yemeklerini yiyebilir, veya bir köpüklü kahve içebilirsiniz.

4) Kocakaya Gözetleme Kulesi

Erzurum ilçe merkezine bağlı olan Başkale Köyü’ne 1,5 kilometre doğusunda yer alan gözetleme kulesi, vadinin en yüksek tepesine kurulmuş durumdadır. Tepeye uygun olarak inşa edilmiş olan kulenin bazı surları hala ayaktadır. Duvarlar düzgün kesme taşlar ile kaplanmış durumda olup, duvar içleri kireç harçlarla karıştırılmış moloz taş dolguludur. Duvar uzunluğu 4 metre olup 2,5 metre yüksekliğindedir. Yamaçlarına doğru çok sayıdaki amorf ve profil veren seramik parçalarına ve yoğun yerleşim izlerine rastlanmıştır. Batı eteklerindeki seramik parçalar buranın Erken Tunç Çağından itibaren yerleşim alanı olduğunu ve Orta Çağa kadar farklı kültürlere ev sahipliği yaptığını göstermektedir.

5) Erzurum Resim Heykel Müzesi ve Galerisi

Erzurum Resim Heykel Müzesi ve Galerisi, Erzurum Kongeresi’nin toplandığı ilk bina olan 23 Temmuz Erzurum Kongre Binası içerisinde yer alıyor. 1864 senesinde inşa edilen bina Mıgırdiç Sanasaryan tarafından yaptırılmış olup okul olarak h-faaliyet göstermiştir. 1924 yılında yaşanan yangının ardından, 1926 senesinde başka bir okul olarak tekrardan açılarak Güzel Sanatlar Lisesi alanında hizmet vermeye devam etmiştir. 1960 senesinde Atatürk ve Erzurum Kongresi Müzesi olarak ziyarete açılan bina, 2011-2013 yılları arasında Kültür ve Turizm Bakanlığı’na devredilmiştir. Binanın içerisinde küçük bir Sanat ve Edebiyat Kütüphanesi mevcut.

6)  Atatürk Evi Müzesi

Çaykara Caddesi, Çaykara Sokak’ta yer alan konak, 19. yüzyılın sonlarına doğru zengin bir adam tarafından yaptırılmıştır. 9 ay gibi kısa bir süreliğine Alman Konsolosluğu tarafından kullanılan bu yapı, 1918 tarihinde Erzurum‘un kurtuluşunun ardından Erzurum Valiliği’ne verilmiştir. Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a çıkmasından son bir sonraki adresi Erzurum’a gedikten sonra bu konağa, Hüseyin Rauf Bey ve arkadaşları ile yerleşmiştir.
1919 tarihine dek 52 gün boyunca Erzurum Kongresi çalışmalarını sürdürdükleri konak tarihsel bir önem kazanmıştır. Atatürk’ün şehri terk etmesinin ardından ev yine vali konağı olarak kullanılmaya başlanmıştır. Erzurumlu bir kuyumcuya yaptırılan altın anahtar ile evin tapusu Mustafa Kemal Paşa’ya armağan edilmiştir. Atatürk’ün vefatı üzerine kız kardeşi Makbule Boysan Hanım’a verilmiştir ve onunda ölümü üzerine Çocuk Esirgeme Kurumu’na devredilmiştir.

7) Tortum Şelalesi

Erzurum’a 100 kilometre kuzey kısmında yer alıyor olup, 16 kilometre uzaklıkta yer almaktadır. Uzundere ilçesine ise Dünyadaki en büyük şelalelerden biri olma niteliğini taşıyan Tortum Şelalesi, Tortum Gölü’nün Tev Vadisi’ndeki heyelan kütlesini aşarak dökülmesiyle meydana gelmiştir. Denilene göre 21 metre genişliğe ve 48 metre yüksekliğe sahip olan şelaledeki izleme merdivenlerinin nefes darlığı ve kalp hastalıklarına iyi gelmektedir. İlçede, her mevsim farklı keyifli anlar yaşayabileceğiniz gibi çeşitli güzelliklerde sizi karşılayacak.
Bunlar içinde verilecek en iyi örnek Tortum Şelalesi olup, oluşumu sürecini şu şekilde açıklayabilirim; şelale ve çevresi denizden 1000 metre kadar yükseklikte bulunuyor. Kemerlidağ’dan ayrılan büyük heyelan kütlesinin, 1700’lü senelerinde Tortum Çay’ının aktığı Tev Vadisi’ni kapatmasıyla sularının düştüğü nokta büyükçe bir kazan görüntüsüne bürünmüştür. Bugünlerde su sporları için kullanılan göl ve şelale doğal bir ortam yaratmıştır.
 Her mevsim kendine özgü ayrı bir güzelliğe kavuşan Tortum Şelalesi, doğa tutkunları için bir nimet olup mayıs ve haziran aylarında kendini gösterirken hazirandan sonra su miktarı azalmaktadır. Şelalenin etrafı piknik alanı olarak kullanılıyor olmakla birlikte şelalede 1952-1960 yılları arasında hidroelektrik santrali yapılmış ve Türkiye’nin elektrik ihtiyacına katkıda bulunmaya başlanmıştır.

8) Tortum Gölü

Tortum Çayı üzerinde oluşan Tortum Gölü’nün sonundaki şelale, 48 metre yükseklikten dökülmekle birlikte ve 22 metre genişliği ile ziyaretçilerine güzel bir manzara sunuyor. İlkbahar aylarında daha bir coşkuyla akan şelaleyi balkondan izlerken dikkat edin de ıslanmayın! Türkiye‘deki en büyük heyelan sonucu oluşmuş olan set gölü olup, Türkiye’nin en yüksek cam seyir terası olarak inşa edilmiş olan 200 metrelik Tortum Gölü Cam Seyir Terası en dikkat çeken noktası.
 Hemen bitiminde küçük bir kuş cenneti yer alan göl yırtıcı kuşların barınak noktasıdır. Türkiye’deki dört akbaba çeşidinin görüldüğü bölgede kafes balıkçılığı yapılabilen gölde, alabalık ve aynalı sazan üretilmektedir. Dört bir tarafı tepeler ile bezenmiş Tortum dar ve derin olup karşı kıyısında elma bahçeleri bulunuyor. Doğu kıyısında ise peri bacaları göze çarparken batı yamaçlarında çok dik ve kayalık bir yapıya rastlanmaktadır. Alan içerisinde bu manzarayı izleyebileceğiniz balkon ve piknik noktaları yer alıyor. Gölde sandallar eşliğinde gezinti yapabilirsiniz.

9) Narman Beş Göller

Çeşitli büyüklüklerden oluşan Narman Beş Göller, Otlutepe Yaylası’na 2 kilometre uzaklıkta yer alıyor olup göllerin çevresi trekking ve çadır kampı yapmak için oldukça elverişlidir. Ormanla çevrili olan gölün bitki örtüsü güzelliği ile fotoğrafçıların ilgi odağı haline gelmiştir. Keşfedilmeyi bekleyen bu bakir bölgeyi yaz aylarında ziyaret etmenizi öneririm.

10) İspir Yedigöller

Kaçkar Dağları’ndaki saklı cennet olarak adlandırabileceğimiz İspir Yedigöller, harikulade doğası ile zirvenin tadını çıkarmak ve göllerin manzarasını tatmak için muhteşem bir nokta. Turkuaz renkteki güzelliği ile volkanik göllerin sayısı toplamda 11 tanedir. Yazın dahi gelseniz erimeyen karları görebilirsiniz. Dağcılık ve kamp yapmak için oldukça elverişli olan İspit Yedigöller, günübirlik yapılan doğa yürüyüşleri içinde uygundur. Ovit Dağı’nın güney yamaçlarındaki bu yere araç ile ulaşmak olanaksız. Yalnızca uygun arazi araçlarıyla ulaşım sağlamanız mümkün.

11) Erzurum Kalesi

Roma İmparatoru Theodosius tarafından 5. yüzyılda yaptırılmış olan Erzurum Kalesi’nin uzunluğu toplamda 2 bin metre kadardır. Büyüleyici güzelliği ile harikulade bir manzaraya da ev sahipliği yapan kale, son dönemlerde Türkler tarafından Kışla olarak kullanılmaktadır. İçerisinde barındırdığı Saat Kulesi ile birlikte Kale Mescidi eşliğinde Türk mimarisinin örneklerini gözler önüne seriyor.
 Sırasıyla Asurlular, Sasaniler, Persler, Araplar, Romalılar, Bizanslıların hüküm sürdüğü kale son olarak 11. yüzyılda Türklerin eline geçmiştir. İç kale içerisinde ilk Türk-İslam eserlerinden Saltukoğulları dönemine ait Kale Mescidi ve Tepsi Minare yer alıyor. Günümüzde dış kale suları tamamen yıkılmış durumdayken, iç kale surları ise varlığını hala devam ettirmektedir.

12) Zökün Gölü ve Yüzen Adalar

Tortum ilçesinde bulunan Zökün Gölü’yle birlikte kesinlikle görülmesi gereken yüzen adalar Erzurum da konumlanmaktadır. Doğal oluşumlar ile meydana gelen bu 6 yüzen ada siz ziyaretçilerini bekliyor. Ayrıca topraklık alanın çimlerle birleşmesiyle ortaya çıkan görüntü gezmek için gelen misafirlere güzel bir şölen sunuyor. Ve görünen o ki Turizm yönünden gelişmekte olan Tortumun bu yüzen adaları, daha çok turisti kendine çekeceğe benziyor.

13)  Erzurum Gökkuşağı Tepeleri

Erzurum‘da gizlenmiş, renkli görüntüsüyle dikkat çeken Gökkuşağı tepeleri Oltu ilçesinde konumlanmaktadır. Göz alıcı güzelliği ile Çin sınırlarında bulunan Gökkuşağı Dağları’nın benzeri bu tepeler Jeoturizm açısından oldukça önemli bir noktadır. Çin’dekinden farkı ise daha genç bir oluşum olmasıdır. Daha fazla kişinin ziyaret edebilmesine adına jeopark olarak öne çıkarılmakta. Yüz yıllar boyu süre gelen erozyon sonucu meydana geldiği bilinmektedir. İçerisindeki; kırmızı, kahverengi, sarı ve yeşil tonlarının bir gökkuşağından farkı yok. Tepelerin kırmızı renk alışını demir ve buna benzer minerallerin rüzgar ve erozyon ile birikmesi sonucu oluştuğu da yine bilinen bilgiler arasında.

14) Hınıs Kanyonu

Erzurum’da el değmemiş doğası ile gün yüzüne çıkan Hınıs Kanyonu, 7 kilometre uzunluğunda olup tekne tipi kanyon özelliğine sahiptir. İçerisinden Hınıs Çayı geçen kanyonun suyun yükseldiği zamanlar rafting yapmak isteyenlerin uğrak noktası haline gelmiştir. Dağcılık ve kanyoning gibi doğa sporlarına düşkün ziyaretçiler için muhteşem bir ortam vaat ediyor. Ayrıca geldiğiniz takdirde Muş Beylerinden biri olan Alaeddin Bey’in 1734 senesinde inşa ettirilmiş olan Hınıs Ulu Cami diğer bilinen adıyla Dere Cami’yi de görebilirsiniz.

15) Çoruh Nehri ve Vadisi

Türkiye ve Gürcistan sınırlarından geçen Çoruh Nehri’nin kaynağı Mescid Dağı’ndan gelmektedir. Erzurum’un İspir ilçesinden geçmekte olan nehrin, Artvin’deki en büyük akarsu olduğunu bilinmektedir. 376 kilometre uzunluğundaki Çoruh Nehri’nin 260 kilometresi Erzurum’dan geçmektedir. İçerisinde Artvin, Gümüşhane, Erzurum, Kars ve Erzincan şehirlerinin toprakların bulunduğu Çoruh Havzası, dünyanın en hızlı akan nehirlerinden biridir. Dar ve derin yatağa sahip olan nehirde Çoruh Nehri’nde rafting ve kano gibi aktiviteleri gerçekleştirebilirsiniz.

16) Pasinler Kaplıcaları

Erzurum merkeze uzaklığı 40 kilometre olan Pasinler Kaplıcaları, Hasankale Çayı’nın her iki yanında bulunuyor olup birbirlerine olan uzaklıkları ise 50 metre kadardır. Güney bölümündekine Büyük Çermik, kuzey bölümündekine ise Küçük Çermik isimleri verilmiştir. Dulkadiroğulları’ndan Şah Bey tarafından 1565 senesinde yaptırılmış olan Büyük Çermik’in üzeri 14,5 etre ölçülerinde bir kubbeyle örtülmüştür. 1749 yılında restore edilen bu kaplıcaya bir takım eklemeler yapılmıştır. Büyük Çermik’in tam karşısına ise Küçük Çermik adı verilen 1,5 metre derinliğindeki havuzu ile onu örten 8 metre çapında kubbesi yer almaktadır.
Kaplıcalar hem içme hem de banyo kürleri olarak kullanılmaktadır. Eğer içerseniz; safra kesesi, karaciğer, mide ve bağırsaklar için şifalı olup banyo kürleri kullanıldığı takdirde ise romatizma, sinir ve kas yorgunluğu, çeşitli sinirsel hastalıklar, eklem ve kireçlenme tedavisine iyi geldiği bilinmektedir. Sıcaklığı 39 – 45 derece arasında değişen su, bikarbonatlı, klorürlü, sodyumlu, karbondioksitli ve kısmen de radyoaktif bileşiminden oluşmaktadır.

17) Palandöken

Kuşkusuz Erzurum dendiğinde aklınıza ilk olarak Palandöken Kayak Merkezi gelmekte. Yılda çok fazla yerli ve yabancı turistin akınına uğrayan Palandöken, dünya çapında kayak yarışmalarının da yapıldığı önemli yerdir. Gerek amatör gerekse profesyonel kayakçıların vazgeçilmez merkezi olup, hem konaklamanız için otel seçenekleri yer alıyor hemde kayak dersi almak için birbirinden eğitimli rehberlerden yardım alabilirsiniz. Yılın büyük bir bölümünde sıfırın altında geçen sıcaklığı ile 3 bin 176 metre yüksekliğiyle bölgeyi hakimiyeti altına alan Palandöken’in göz kamaştıran manzaraya ev sahipliği yapıyor.

18) Balıklı Köyü

Uzundere ilçesine bağlı Balıklı Köyü, Tortum Gölü’nün kıyı şeridinde yer alıyor olup gelen ziyaretçilerine harika manzarayla eşlik ediyor. Balıklı Köyü Göl Festivali ve Karakucak Güreşleri düzenlenerek bölge hareketlendirmeye çalışıyor. Eğer bu döneme denk gelirseniz keyifli bir tatil geçirmeniz mümkün.

19) Uzundere

Doğa Anadolu’nun Karadeniz’e kıyısı olan Uzundere; Oltu, İspir, Yusufeli ve Tortum ilçeleri ile çevrelenmiştir. Bulunduğu vadi sebebiyle sonbahar ve kış aylalarında mikro klima iklim özelliğine sahip olup özellikle vadinin derin noktalarından Karadeniz iklimi hüküm sürmektedir. Yakın komşusu Tortum gibi meyve bahçeleri, tahıl tarımı, organik bal üretimi, dut pekmezi, pestil ve köme üretimi yapılan işletmeler dikkat çekmektedir. Kuzey havzasında konumlanan Uzundere, Tortum ile beraber tarihi yönden Gürcü mimarisinin etkilerinin görüldüğü Uzundere yer aldığı havza sebebiyle Karadeniz kültürü ile bir kaynaşma halindedir. Mutfağından tutun halk oyunlarına, folklörden müziklerine kadar Anadolu kültürünün zenginliğine sahiptir.

Resimler


whatsapp ile iletişime geç