81 - DÜZCE

DÜZCE
1) Ceneviz Kalesi


Ceneviz Kalesi Düzce Akçakoca İlçesinin 2,5 kilometre batısında, iki koy arasında bulunan bir falez üzerinde kurulmuştur. Kalenin güneyinde, doğu ve batı doğrultusunda, surların ortasında yüksek bir kulesi, iç avluda bir de su sarnıcı bulunmaktadır. Kalede kullanılan tuğla ve harç diğer Ceneviz Kalelerinde kullanılan tuğla ve harçla benzerlikler göstermektedir.Helenistik, Roma ve Doğu Roma dönemlerinden günümüze kadar gelen Ceneviz Kalesi ve çevresi, Ankara Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun Kararı ile Arkeolojik ve doğal sit alanı olarak tescillenmiş, ‘‘Ceneviz Ticaret Yolu’nda Akdeniz’den Karadeniz’e Kadar Kale ve Surlu Yerleşimleri’’ adıyla UNESCO Dünya Miras Geçici Listesi'ne adını yazdırmıştır.Ceneviz kalesi, denizden yüksek ve denize sıfır konumuyla tarih ve doğanın estetiğini bir arada sunduğu bölgedeki ender merkezlerden biridir. Doğusunda ve batısında mavi bayraklı iki ayrı plajı bulunmaktadır. Yalıyarlar olarak isimlendirilen plajlardan biri kıyı boyunca yer alan mağaralar barındırması sebebiyle fok kayalıkları olarak anılmakta ve dikkat çekmektedir.Ceneviz Kalesi doyumsuz plajları ve tarihi dokusunun yanında, Akçakoca’nın en fazla tercih edilen piknik ve mesire alanı olma özelliği taşır. Muhteşem manzarayı izleyerek tarihi kale ile iç içe piknik yapabilir, denizin ve kumun tadını çıkarabilirsiniz.

2) Prusias Ad Hypium Antik Kenti

Düzce Konuralp Mahallesi'nde yer alan Prusias ad Hypium Antik Kenti'nin tarihi, MÖ 3'üncü yüzyıla uzanmaktadır. Konuralp ilk olarak tarih sahnesine Hypios adı ile çıkmıştır. Doğudan batıya uzanan, Küçük Melen ve Tabak Çayları yakınında, ovada son bulan bir tepenin üzerine kurulan kasabanın adı Hypios'dan sonra Kieros olarak anılmaya başlamıştır. Mariandynlere ve Herekleia Devleti'ne karşı harekete geçen Bithynler, kralları I. Prusias (dönem MÖ 230-182)'ın eliyle Sangarios'un doğusundaki Kieros'u zaptetmişlerdir. Buraya Bithyn Kolonisi yerleştirerek kısa zamanda eskisine göre daha bayındır hale getiren I. Prusias, şehri bir çok abidelerle süslemiş ve tahkim ettirdikten sonra adını da değiştirmiştir. Böylece Kieros MÖ 2'nci yüzyıl sonlarında tarih sahnesinden çekilmiş, kent de kralın adına izafeten “Prusias” ismini almıştır.Antik Tiyatro, halk arasında kırk basamaklar olarak bilinen kente Helenistik Çağ’da (MÖ 300-30) yapılmıştır. Eklemeleri Roma Dönemi’ne (MÖ 30-MS 300) aittir. Prusias ad Hypium Antik Kent’inde bulunan ve iki kademeli olan tiyatronun sahne arkası duvarı ile ikinci kademenin oturma sıralarının bir bölümü günümüze ulaşmıştır.
Kemerkasım Su Kemerleri; şehrin eski su tesisatından kalma 11 adet istinat ayağı günümüze kadar gelebilmiştir. Üzerinden geçen su kanallarını taşıdığı sanılan su kemeri, moloz taş ile yapılmıştır.
Atlı Kapı; I. Grup anıt eser Atlı Kapı ve uzantısı surlar, Prusias ad Hypium Antik Kent’inin giriş kapısıdır. Sur duvarları farklı dönemlerde onarım sırasında yazıtlı devşirme malzemeler kullanılmıştır. At kabartmalı kapı lentosu yerel kalker malzemeden yapılmıştır. Lento üzerinde at tasviri ve Grekçe bir yazıt bulunan bir Prusiaslı’nın annesine yaptırdığı mezar steli yer almaktadır.Roma Köprüsü; köprü Roma Dönemi’ne aittir. Mevcut ölçüleri 4.80x30.25x3.17, gerçek ölçüleri 4.80x39.20x3.17 metre ebatlarındadır. Özelliği hiç harç kullanılmadan beyaz mermer blokların bir araya getirilmesi ile yapılmış olmasıdır.
Batı Sur Duvarları; 4.70 metre yüksekliğinde 118 metre uzunluğundadır. Surun batı ucunda devşirme blok taşlar ile örülmüş giriş bulunmaktadır. Surlarda kesme blok taşlar kullanılmış ve harçsız olarak yapılmıştır. Sur duvarları Helenistik ve Roma Dönemlerine ait olmakla beraber Doğu Roma Dönemi’nde onarımlar sırasında devşirme olarak bomos ve diğer mimari parçalarda kullanılmıştır.
Konuralp Müzesi; Prusias ad Hypium Antik Kenti’nin zengin kültürel mirasını yaşatmak üzere kurulan müze, 2003 yılında ziyarete açılmıştır. 3 teşhir salonu, 1 laboratuvar, 2 depo, 1 konferans salonu ve idari bölümlerden oluşur. Müzede, 1.848 arkeolojik, 491 etnografik ve 3 bin 898 sikke olmak üzere toplam 6 bin 237 eser bulunmaktadır.

3) Topuk Yaylası Ve Göleti

Düzce İli Kaynaşlı İlçesi Bıçkıyanı Köyü mevkinde bulunan Topuk Yaylası ve Göleti Düzce’ye 38 kilometre mesafededir. Rakımı 1.280 metre olan yayladan; Abant Gölü, Odayeri Yaylası, Sinekli Yaylası ve Samandere Şelalesi'ne ulaşım imkanı bulunmaktadır. Topuk Yaylası'nda ormanın kokusu, ardından göletle buluşan sarıçam, köknar, kayın gürgen ağaçlarının görüntüsü ile birlikte farklı birçok kuş çeşidinden doğa konseri dinleyerek, patika yollarda bisiklet, gölet çevresinde çadır kampı, trekking, foto-safari vb. aktiviteler yapılabilmektedir.
Yaylada bulunan yayla göleti ortamla bütünlük arz ederek buraya olan ilgiyi arttırmakta, dağdan çıkan kaynak sularıyla beslenen gölette; aynalı sazan, kadıncık ve Hollanda Sarısı gibi balık türleri yaşamakta olup gölette olta balıkçılığı yapma imkanı vermektedir.
Fenerbahçe Spor Kulübü tarafından hizmete açılan Topuk Yaylası Tesisi dört bir yanı yemyeşil ağaçlar ile çevrili, UEFA standartlarına uygun özellikleri ile spor ve eğlence aktiviteleri için pek çok imkan sunmaktadır.

4) Aydınpınar Şelalesi Tabiat Parkı

Düzce merkez Aydınpınar köyü sınırları içerisinde bulunan Aydınpınar Şelalesi Tabiat Parkı, şehir merkezine 10 kilometre mesafededir. Güzeldere ve Samandere Şelaleleri arasında ve yol güzergahı üzerinde bulunan şelale, arka arkaya dökülen 5 ayrı şelale kümesinden oluşmaktadır.Aydınpınar Şelalesi Tabiat Parkı, Düzce’nin önemli yürüyüş parkurlarından birine sahiptir. Sağlıklı her insanın yürüyebileceği orta zorluk ve orta zorluğu aşan parkurları vardır. Gürgen, meşe, kestane gibi karışık yapraklı orman ağaçları arasında trekking, foto-safari, çadır kampı vb. aktiviteler yapılabilir. Özellikle mayıs ayında dağ çileği, Ağustos ve Eylül aylarında böğürtlenlerle renklenen vadi, Düzce’ye hakim bir konumdadır.

5) Güzeldere Şelalesi Tabiat Parkı

Güzeldere Şelalesi Tabiat Parkı, Düzce Gölyaka İlçesi sınırlarında olup, 22.76 ha alanı kapsamaktadır. Düzce’ye 18 km mesafede bulunan Şelale, Gölyaka ilçesine 11 km mesafede bulunan Güzeldere köyündedir ve rakımı 630 m’dir. 28.12.1993 tarihinde mesire alanı, 11.07.2011 yılında ise Tabiat Parkı olarak tescil edilmiştir.
Güzeldere köyünden geçen Bıçkı Deresi üzerinde bulunan şelale, 120 m yükseklikten dökülen suyun doğal coşkusunu dev kayın ve gürgen ağaçlarıyla bütünleştirerek muazzam bir görüntü arz etmektedir. Elmacık Dağı (1.700 m)’na uzanan şelale ve çevresi orman yapısı ile dikkat çekmektedir. Şelalenin bulunduğu alanda, kayın, gürgen, köknar, porsuk, sarıçam, karaçam, kestane, ıhlamur, akçaağaç, dişbudak, ceviz, orman kavağı, orman söğüdü, orman gülü, karayemiş, papaz külahı ağaçları; böğürtlen, üvez, alıç, taflan, kantaron otu, kardelen, arap sümbülü, sıklamen, menekşe, düğün, eğrelti, fiğ, burçak vb. bitkiler görülmektedir.
Güzeldere Şelalesi Tabiat Parkı, doğal peyzaj görüntüsü, piknik ve düzenlenmiş orman içi dinlenme alanları ve yürüyüş parkurları ile bölgenin önemli değerlerindendir. Bölge doğa yürüyüşü, kampçılık, bisiklet, foto-safari vb. aktiviteleri için oldukça uygundur. Alanda, konaklama ve yiyecek-içecek hizmetleri verilmektedir.

6) Samandere Şelalesi Tabiat Anıtı

Samandere Şelalesi Tabiat Anıtı, çavlan, çağlayan ve cadı kazanı gibi ilginç jeolojik özellikler ve yer yer anıt ağaçların da var olduğu zengin ve bakir bitki örtüsüne sahiptir. Samandere Şelalesi Tabiat Anıtı, Ülkemizin tescil edilen ilk tabiat anıtlarındandır. 500 metre dere boyunca, anıt ağaçlar, üç adet şelale ve bir de “Cadı Kazanı” adı verilen derin bölüm tescillidir.
Ağaçların arasından şiddetle akan sular, beyaz köpükler halinde dökülerek cadı kazanı içinde bulunan derin kayalıkların arasında adeta kaynamaktadır. Şelalenin arkasındaki kayanın içinde, doğal olarak oluşan mağara ile bir ara kaybolan sular biraz ilerden tekrar ortaya çıkarak akışını sürdürmektedir.Samandere Şelalesi Tabiat Anıtı, koruma altına alınmış doğal bir varlığımızdır. Zengin bitki örtüsünün su sesi ile bütünleştiği bölge, mesire ve piknik alanları, doğa yürüyüş parkurları, kamp alanları, orman içi dinlenme yerleriyle muhteşem bir doğa güzelliğine sahiptir.

7) Akçakoca

1950’li yıllarda deniz ve karavan turizmi ile ülkemizde ilk turizm hareketinin başladığı Düzce’nin denize kıyısı Akçakoca; denizi, kumu, balıkçı barınağı, mevsimin özelliğine göre balık çeşitleri, gün batımı, sivil ve dini mimarisi, dağ çileği, kestane balı, fındığı, mavi bayraklı plajları, yemyeşil bitki dokusu, piknik ve mesire alanları, tarihi anıt ağaçları, Ceneviz Kalesi, mağarası, şelaleleri, ve yöresel ağız tatları ile yerli ve yabancı turistler için dikkat çekicidir.
Akçakoca, Karadeniz Bölgesi'nin batı ucunda, Orta Anadolu’nun denize açılan en yakın penceresi konumunda olup, İstanbul ve Ankara gibi iki metropolün arasında yeşil ve mavinin kaynaştığı şirin bir tatil beldesidir. Düzce iline 37 kilometre mesafede bulunan bölge, aynı zamanda Düzce'nin en büyük ilçesidir.

8) Efteni Gölü

Efteni Gölü; Elmacık Dağı silsilesinin eteğinde Düzce Ovası’nın akarsu ağının birleştiği (Aksu, Asar, Uğur, Küçük Melen sularının ve yan dereler) ve Büyük Melen kanalıyla Karadeniz’e döküldüğü ekolojik bir ağın düğüm noktasındadır. Düzce’nin Gölyaka sınırları içinde bulunan Efteni Gölü, İlçe merkezine 5 kilometre, Düzce merkeze 25 kilometre mesafededir.Efteni Gölü ve çevresi sahip olduğu zengin bitki örtüsü ve su kaynakları ile göçmen kuşların göç yolu üzerinde bulunan önemli ve ender merkezlerden biridir. 1992 yılında Tarım ve Orman Bakanlığı Milli Parklar Av ve Yaban Hayatı Koruma Genel Müdürlüğü tarafından, av ve yaban hayvanlarının muhafazası, göçmen türlerinin göç yollarının güvence altına alınması, yaşama ortamlarının korunması, geliştirilmesi, iyileştirici tedbirlerin alınması, barınma, beslenme ve uygun yaşama koşullarının sağlanması amacı ile koruma statüsüne alınmış ve avlanma yasaklanmıştır.
Koruma sahası içerisinde sazlık alanlar, açık su yüzeyleri bataklıklar ve çamur düzlükleri gibi farklı ekolojik nitelikteki habitatlar, başta su kuşları olmak üzere değişik türden zengin bir hayvan hayatının barınmasını sağlamaktadır. Efteni Gölü çevresindeki en önemli fauna elemanlarını su kuşları oluşturmaktadır. Bünyesinde 35 tanesi kalıcı olmak üzere toplam 150 çeşit kuşa ev sahipliği yapmaktadır. Leylekler, yaban ördekleri, tepeli beyaz balıkçıllar, angıt, sakarmeke ve kuğular gölün gediklilerinden olup kolay görünenler arasında yer almaktadırlar.Kuzeybatı-güney rotasındaki (Trakya-Boğaziçi-İç Anadolu) göç yolu üzerinde bulunan alan, Türkiye’de ender görülen ya da nesli tükenmekte olan kuş türlerini barındırmaktadır. Kuşların göç yolları üzerinde önemli bir konaklama ve beslenme sahası olan Efteni Gölü, özellikle kışları Avrupa’da yaşayan ancak güneye inemeyen bazı göçmen kuşların kışlama ve bazı kuş türlerinin ise kuluçka alanıdır. Bu nedenle göç mevsiminde değişik türden çok sayıda kuş gözlenebilmektedir. Efteni Gölü koruma alanında bulunan diğer kuş türleri ise; nesli tükenme tehlikesi altında olan kuğu, turna, mezgeldek, toy, sibirya kazı, küçükkarabatak, bozördek, çıkrıkçın, kaşıkçın, potansiyel tehdit altında olanlar ise, yeşilbaş, fiyu, bekri, kılkuyruk, mazar, pasbaş, elmabaş’dır.
Çevrede kuş türlerinin izlenebilmesi için 1 adet seyir terası bulunmaktadır. Kuşların göç yollarında, bir mola gölü olan Efteni Gölü, su seviyesinin dışında nilüfer çiçekleriyle, sazlık alanlarıyla kuşları saklarken fotoğraf ve kuş gözlemciliğine kompozisyon oluşturmaktadır.
Efteni Gölü kuş türlerinin yanı sıra bünyesinde ender bitki türleri barındırmaktadır. Efteni Gölü Yaban Hayatı Koruma Alanı’nın güneyindeki dağlık arazide 5 farklı bitki kuşağına rastlanmaktadır. Nilüfer, süsen, düğün çiçekleri, kamış, nane, su mercimeği bitkilerinin yanı sıra; söğüt, dişbudak, kızılağaç, çınar gibi sucul karakterli ağaçlar da göze ilk çarpan bitkilerdendir.

9) Fakıllı Mağarası

Fakıllı Mağarası, Düzce’nin Akçakoca ilçesinin 8 km güneydoğusundaki Fakıllı köyünde bulunmaktadır. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü tarafından I. derece sit alanı olarak tescillenmiştir. Bulunduğu köyden ismini alan mağaranın toplam uzunluğu 1.017 m ziyarete açık alanı ise 350 m’dir.
Doğal özellikler taşıyan mağaranın içinde çeşitli yönlere giden galeriler, sarkıt ve dikitler vardır. Özellikle beyaz oda olarak anılan bölgeler damlataş bakımından zengindir. Mağaraya yağışlı dönemlerde düden girişler ile önemli oranda su girişi vardır. Çok dönemli gelişimi karakterize eden şekil ve yapılara sahip olan Fakıllı Mağarası yarı aktif bir mağaradır. Yüzeye yakın bir noktada bulunması nedeniyle yaz ve kış mevsimlerinde büyük farklılıklar gösteren nemli, sıcak ve serin bir havaya sahiptir. Mağaranın havasının astım ve nefes darlığı hastalığına iyi geldiği söylenmektedir. Mağaranın çevresi yapılan düzenlemeyle piknik alanı olarak kullanılmaktadır.

10) Aktaş Şelalesi

Aktaş Şelalesi, Akçakoca ilçemiz Aktaş köyünde bulunmaktadır. Şelale, doğası ve çevresindeki zengin bitki örtüsüyle dikkat çeker. Bölgeye gelen turistlerin önemli keşif noktalarından biri olan Aktaş Şelalesi, 50 m yüksekten düşen suyun sesi ve etrafını saran yeşillikler arasında trekking, foto-safari vb. doğa aktiviteleri yapmaya uygundur.Aktaş Şelalesi aynı zamanda Akçakoca’nın önemli yürüyüş parkurlarından birine sahiptir. Akçakoca çevre yolu Göktepe köyü ayrımından yürüyüşe geçilen parkur 10 km’dir. Çoğunlukla dere kenarını takip eden orta zorlukta bir parkurdur. Aktaş Vadisiyle devam ederek şelaleye ulaşılmasıyla son bulur.

11) Düzce Konuralp Müzesi

Prusias ad Hypium (Konuralp) Antik Kenti’nin zengin kültürel mirasını yaşatmak üzere kurulan Düzce Konuralp Müzesi, 2003 yılında ziyarete açılmıştır. Üç teşhir salonu, bir laboratuvar, iki depo, bir konferans salonu ve idari bölümlerden oluşur. Müzede bin 848 arkeolojik, 491 etnografik ve 3 bin 898 sikke olmak üzere toplam 6 bin 237 eser bulunmaktadır.
Müzenin arkeoloji salonunda, Tunç Çağı’ndan (MÖ.3000-2000) Doğu Roma’ya (MS.395-1453) kadar çeşitli dönemlere ait eserler, pişmiş toprak ve mermer heykelcikler, metal eserler, takılar, cam kaplar ve mezar hediyeleri olan bölümler kronolojik olarak sergilenmektedir.Konuralp Antik Kenti’nde bulunan birçok heykel çok önceden il dışına götürülmüş ve gittiği müzelerde sergilenmektedir. Bunlardan en önemlisi mülajı arkeoloji salonunda sergilenen aslı İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde bulunan Tykhe Heykeli'dir. Orijinali MÖ. IV. yüzyıla ait olan bir eserin Roma Dönemi’nde MS II. yüzyılda yapılmış bir kopyasıdır. Zengin bir süslemeye sahip kader, şans ve başarı tanrıçası Tykhe’nin başının üzerinde zeytin yapraklarıyla süslü şehir surunu temsil eden bir taç vardır. Sol kolunda çeşitli meyvelerle dolu bir bereket boynuzu ile zenginliğin simgesi olan Plutos isminde bir çocuk taşımaktadır. Tykhe Okeanos’un kızlarından biridir. Kader, şans, başarı tanrıçasıdır. Her kentin bir Tykhe’si vardır. Tykhe’ler kentlerin koruyucu tanrıçaları olup, başlarında şehir suru şeklinde bir taçla gösterilirler.Taş Eserler Salonu'nda Orpheus Mozaiği dikkat çekmektedir. Orpheus konulu mozaik, Roma Dönemi bir taşınmaza ait zemin döşemesidir. Yaklaşık 45 metrekare olan mozaiğin tamamının konservasyonu yapılmış ve sergilenmektedir. Mozaiğin merkezinde Orpheus lirini çalar şeklinde, çevresinde ise mevsimler betimlenmiştir. Orpheus çaldığı müzikle ağaçları, kayaları harekete geçirdiği ve canavarları yatıştırdığına inanılan bir mitolojik kahramandır. Mozaiğin çevresinde aslan, kaplan, tavus kuşu gibi hayvan figürleri ve dört köşesinde, dört mevsim tasvirli kadın başı figürleri yer almaktadır. Salondaki diğer önemli eser ise Tanrı Janus Heykeli'dir. Bir yüzü sağa, bir yüzü sola bakan iki yüzlü Roma Tanrısı diğer taş eserler gibi bu salonda sergilenmektedir. Bu Tanrının resmine Roma paralarında rastlanır. Janus’a ait olan yüzlerden biri kentten içeri girenlere, diğeri ise kentten çıkanlara bakar. Böylece kentin güvenlik içinde yaşamını sürdürdüğüne inanılırdı.Geleneksel kültüre ait eserlerin sergilendiği etnografya salonunda, el işlemeleri, yöresel kıyafetler, süs eşyaları, mutfak kapları, aydınlatma gereçleri, tartı aletleri, kişisel eşyalar, kılıçlar, tüfekler vb. sergilenmektedir.
Müze bahçesinde ise Konuralp (Prusias ad Hypium) Antik Kenti'nden çıkan büyük mimari parçalar, sütunlar, bomoslar (adak yazıtları), ostothekler (ölü küllerinin konduğu küçük taş lahitler), şehir yasası yazıtları, pythoslar (büyük depolama küpleri), mezar stelleri (mezar taşları), çeşme parçaları, islami mezar taşları vb. sergilenmektedir.Konuralp’in batısındaki nekropolde 1937 yılında bulunan MS.1'inci yüzyıla ait Lahit mezar dikkat çeker. Lahitin uzun yüzünde kabartma olarak öküz başlarının taşıdığı çelenkler işlenmiştir. Bunların ortasında yazıtsız bir tabulaansata görülür. Lahitin alt kısmında çeşitli hayvan resimleri resmedilmiştir.

12) Konuralp Müzesi / Tyche Heykeli Ve Orpheus Mozaiği

Tyche Heykeli; Konuralp Antik Kenti’nde bulunan birçok heykel çok önceden il dışına götürülmüş ve gittiği müzelerde sergilenmektedir. Bunlardan en önemlisi mülajı arkeoloji salonunda sergilenen aslı İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde bulunan Tykhe heykelidir. Orijinali MÖ IV. yüzyıla ait olan bir eserin Roma Dönemi’nde MS II. yüzyılda yapılmış bir kopyasıdır.Zengin bir süslemeye sahip kader, şans ve başarı tanrıçası Tykhe’nin başının üzerinde zeytin yapraklarıyla süslü şehir surunu temsil eden bir taç vardır. Sol kolunda çeşitli meyvelerle dolu bir bereket boynuzu ile zenginliğin simgesi olan Plutos isminde bir çocuk taşımaktadır. Tykhe Okeanos’un kızlarından biridir. Kader, şans, başarı tanrıçasıdır. Her kentin bir Tykhe’si vardır. Tykhe’ler kentlerin koruyucu tanrıçaları olup, başlarında şehir suru şeklinde bir taçla gösterilirler.
Orpheus Mozaiği; Orpheus konulu mozaik, Roma Dönemi bir taşınmaza ait zemin döşemesidir. Yaklaşık 45 metrekare olan mozaiğin tamamının konservasyonu yapılmış ve sergilenmektedir. Mozaiğin merkezinde Orpheus lirini çalar şeklinde, çevresinde ise mevsimler betimlenmiştir. Orpheus çaldığı müzikle ağaçları, kayaları harekete geçirdiği ve canavarları yatıştırdığına inanılan bir mitolojik kahramandır. Mozaiğin çevresinde aslan, kaplan, tavus kuşu gibi hayvan figürleri ve dört köşesinde, dört mevsim tasvirli kadın başı figürleri yer almaktadır. 

13) Kurugöl Kanyonu

Düzce İli, Akçakoca İlçesi, Kurugöl Köyünde bulunan Kurugöl Kanyonu, İlçe merkezine 14 km uzaklıktadır. Kolay ve zor derecelerden oluşan akarsu kenarı boyunca yürüyüş parkuru ile doğa ve macera severler için stresten uzak, eşsiz doğasıyla, Akçakoca’nın görülmesi gereken güzelliklerinden biridir. Bölge, trekking, foto-safari, kaya tırmanışı için oldukça uygun olup ziyaretçilere yemyeşil doğasıyla görsel şölen sunuyor

14) Balıklı Yaylası

Düzce Merkez Gölormanı Köyü sınırları içinde, Elmacık Dağları üzerinde bulunan Balıklı Yaylası, Düzce’ye 36 km mesafededir. 1400 m yükseklikteki yayla 46 ha alana sahip olup çevresi çam, gürgen, kayın ormanları ile çepeçevre sarılmış, kendinizi huzur içinde hissedebileceğiniz bir yer. Düzce’nin en güzel yaylalarından biri olan Balıklı Yaylası, ortasından geçen su kaynağı ile de oldukça dikkat çekici. Balıklı Yaylası çadır kampı, doğa yürüyüşü, foto-safari vb. aktiviteler için oldukça uygundur.

15) Çamlıpınar Göleti

Düzce’nin Kaynaşlı ilçesi, Dipsizgöl köyünde bulunan Çamlıpınar Göleti piknik ve mesire alanı, il merkezine 10 km mesafededir. 9,13 ha orman içerisinde bulunan gölet, piknik, çadır kampı, trekking, bisiklet ve foto safari aktiviteleri için oldukça uygundur.

Resimler


Copyright © Sultan Turizm 2019. Tüm Hakları Saklıdır