77 - YALOVA

YALOVA
1) Yürüyen Köşk

Yürüyen Köşk, şehre geldiğinizde mutlaka görmeniz gereken bir yer. Atatürk’ün meşhur ağaç hikayesinin doğduğu yer olan köşk, 1929 yılında Atatürk için inşa edilmiş. 1930 yılının yaz ayında köşkü ziyaret eden Atatürk, çatıya zarar verdiği için sevdiği koça çınarın budandığını görünce, dalların kesilmesini değil, evin taşınmasını istediğini söyler. Bunun üzerine Belediye Fen İşleri Yollar ve Köprüler Şubesi’nin üslendiği proje, İstanbul’dan getirilen tramvay rayı ile taşınmış.
Temelden kazılan köşk, altına yerleştirilen ray sayesinde hiç zarar görmeden 4,80 metre yana kaydırılarak başarılı bir taşıma işlemi gerçekleşmiş. Bu sayede ağacın tek bir dalına zarar gelmemesiyle sonlanan olay, halkta dilden dile dolanmış. Bu nedenle Yürüyen Köşk ismini alan köşkü Atatürk, 1937 yılına kadar düzenli aralıklar ziyaret etmeye devam etmiş. Günümüzde ise halkın ziyareti için müze olarak açık tutulan ve Türkiye’nin en gözde tarihi noktalarından biri olan köşkü, Yalova geziniz sırasında ziyaret etmeyi unutmayın.

2) Yalova Termal Kaplıcaları

Türkiye’nin her noktasından, ve pek çok ülkeden ziyaretçi ağırlayan Yalova Termal Kaplıcaları, şehrin en önemli turistik merkezlerinden birisi olarak karşımıza çıkıyor. Bizans dönemine kadar dayanan eski hamamları ile meşhur olan ilçe, yemyeşil doğasıyla şifa dağıtıyor. Yerin altından gelen sıcacık termal su ile şifa arayan insanlar, hem çeşmelerden ücretsiz olarak akan sulardan içebiliyor, hem de ücretli olarak kaplıca hamamlarına girebiliyorlar. Açık ve kapalı sıcak havuzlu Kurşunlu Hamamı’ndan, sıra banyolara kadar birçok kaplıca tesisinin yer aldığı Termal’de, dilerseniz ayrı ayrı bulunan göz suyu, mide suyu ve ayak suyu çeşmelerinden de pek çok hastalığınıza şifa bulabilirsiniz.

3) Yalova Açık Hava Müzesi

Yalova’nın en özel müzelerinden biri olan Yalova Açık Hava Müzesi, Kazım Karabekir mevkiinde, Raif Dinçkök Kültür Merkezi’nin bir alt sokağında bulunuyor. Müzede, Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerine ait mezar stelleri, onur taşları, sütun kaideleri, lahitler ve sütun başlıkları gibi Yalova’nın çeşitli noktalarında arkeoloji çalışmaları sonucu ortaya çıkartılmış tarihi eserler sergileniyor.
29 Ekim 2003 tarihinde açılan müze, uzun ve geniş ağaçlarla çevrelenmiş açık bir sahada ziyaretçilerini ağırlıyor. Diğer adı Arkeopark olan Yalova Açık Hava Müzesi, Yalova’da gezilecek yerler listesine mutlaka eklenmeli. Tarihe ve arkeolojiye ilgiliyseniz, Yalova Açık Hava Müzesi’ni mutlaka ziyaret etmelisiniz. Müzede, Yalova’nın 6 bin yıllık geçmişine, Roma, Bizans ve Osmanlı sanatına ve mimarisine dair birbirinden değerli 46 farklı parçayı yakından inceleyebilirsiniz.

4) Sudüşen Şelalesi

Yalova’nın Termal ilçesinde bulunan şehrin en önemli doğal varlıklarından biri olan Sudüşen Şelalesi, Samanlı Dağları’nın olduğu noktada yer alıyor. Termal’den özel araçla gidebileceğiniz şelale, çevresinde yer alan yemyeşil ormanlarla oldukça keyifli bir güzergaha sahip. Ancak yollar zaman zaman heyelan tehlikesi nedeniyle riskli olabiliyor. Bu yüzden yolda giderken dikkatli olmakta fayda var.
Genellikle yaz aylarında yoğun bir şekilde ziyaret edilen şelale, bölgeye gelen Arap turistlerin de en sık uğradığı yer. İçerisinde yer alan kafeteryada ise bir şeyler yiyip, içebileceğiniz bol çeşitli bir menü bulunuyor. Ancak fiyatlar turistlere göre düzenlendiği için, normal fiyatların üstünde size de fahiş gelebilir. Ücretsiz otopark imkanının da bulunduğu Sudüşen’de, gürül gürül dökülen şelalenin tadını çıkarabilir, soğuk suya ayaklarınızı sokarak serinleyebilirsiniz.

5) Erikli Şelalesi

Yalova’ya gelen doğa tutkunlarının en sık ziyaret ettiği yerlerin başında gelen Erikli Şelalesi, Erikli Yaylası olarak da biliniyor. Genellikle trekking, kamp gibi doğa sporlarıyla ilgilenenlerin ekip halinde gelerek ziyaret ettiği alan, yemyeşil arazisiyle insanın içini ferahlatıyor. Yalova’nın Çınarcık ilçesine bağlı olan yayla, özellikle de ilkbahar ve yaz aylarında yoğun ziyaretçi sayısına sahip.
Hafta sonlarında bölgeye gelenlerin piknik yapmak için geldikleri yaylada, ihtiyaçlarını karşılayabileceğiniz çeşitli tesisler de yer alıyor. Kampçılar için de oldukça uygun bir ortam sunan Erikli Yaylası’nda, doğanın tadını çıkarabilir, bol oksijenle arınabilirsiniz.

6) Dipsiz Göl

Yazımıza, dinginliğiyle insanın ruhunu dinlendiren ve Türkiye’nin en güzel göllerinden biri olan Dipsiz Göl ile devam ediyoruz. Yalova’nın Çınarcık ilçesine bağlı olan Teşvikiye’deki göl, beldeye 10 km uzaklıkta bulunuyor. Oldukça kolay ve asfalt bir ulaşım yoluna sahip olan Dipsiz Göl, listemizde de bahsettiğimiz Erikli Yaylası’na oldukça yakın.
Krater gölü olma özelliğiyle de bilinen gölde, yemyeşil ormanın göle yansımasının ve doğanın zengin habitatının keyfini sürebilirsiniz. Ancak göl, tamamen doğal bir ortamda yer aldığı için çevresinde bir şeyler yiyip içebileceğiniz, ya da ihtiyaçlarınızı giderebileceğiniz herhangi bir tesis yok. Dilerseniz kendi malzemelerinizi yanınızda getirerek kamp yapabilir, ya da günübirlik piknik keyfi yapabilirsiniz.

7) Kurşunlu Hamamı

Türkiye‘nin en meşhur termal noktalarından biri olarak bilinen Yalova’nın Termal ilçesindeki tarihi Kurşunlu Hamamı da, Yalova’nın tarihi yerleri listemizde yerini alıyor. Yalova’nın merkezinden kalkan Termal minibüsleriyle kolayca ulaşabileceğiniz ilçe, dört bir yanı termallerle kaplı bir alan. Termal’e geldiğinizde yemyeşil ağaçların içerisinde kendinizi bambaşka bir dünyada gibi hissediyorsunuz.
Bunların arasında en dikkat çeken yapı ise tarihi Kurşunlu Hamamı. Bizanslılar döneminde İmparator Jüstinyen’in isteği üzerine 18 asır önce yapılan hamam, o dönemde yaşanan afetler nedeniyle ne yazık ki yıkılmış. Ancak 1900 yılında Osmanlının önemli padişahlarından II. Abdülhamid tarafından restore edilerek kültürümüze kazandırılabilmiş. çerisinde sıcak termal havuzundan, saunasına kadar bütün termal hizmetlerin yer aldığı Kurşunlu Hamamı, günümüzde bölgede ziyaretçi akınına uğruyor. Özellikle de kışın karlar altında sıcak termal havuzunda yüzmenin keyfini yaşayan turistler, tarihi dokunun da izlerini keşfediyor.

8) Hersekzade Ahmed Paşa Camii

Hersekzade Ahmed Paşa Camii, Altınova ilçesinde yer alıyor. Osmanlı döneminde 17. yüzyılda inşa edilen cami, Bosna-Hersek doğumlu, dönemin ünlü sadrazamı 1548 senesinde doğduğu düşünülen Hersekzade Ahmed Paşa’nın isteğiyle kendi adına inşa edilmiş. Camide kesme taş işçiliğinin en güzel örneklerine rastlanmaktadır. İzmit ve Yalova çevresinde limandan, medreseye kadar pek çok yapı inşa ettiren paşa, Yalova’ya kazandırdığı önemli mimari yapılardan biri olan camiyle, günümüzde halen anılıyor.

9) Güneyköy Küçük Camii

Osmanlıdan şehre kalan tarihi camilerden biri olan Güneyköy Küçük Camii, Yalova’dan Bursa’ya giden yolun 12 km ilerisinde bulunan Güney Köyü’nde yer alıyor. Caminin Sultan Reşat tarafından bir çeşme ile birlikte yaptırıldığı bilinmektedir. Samanlı Dağları’nın eteğinde yer alan cami, tarihi kaynaklara göre 1913 yılında inşa edilmiş. Kurtuluş mücadelesi döneminde Yunanlılar tarafından büyük bir tahribata uğramıştır. O döneme ait kurşun ve mermi izleri hala cami üzerinde bulunmaktadır ve bu nedenle “Gazi Minareli Cami” olarak da anılmaktadır.
Köy merkezine 200 metre mesafede bulunan cami, moloz ve örme taşlarla inşa edilmiş. Günümüze kadar pek çok bakım ve onarımdan geçen cami, hala eski ruhunu hissettirmeyi başarıyor. Cami uzun bir sessizliğin ardından, gerçekleştirilen tadilatlarla yeniden hayata döndürülerek yakın zamanda ibadete açılmıştır.

10) Tarihi Kilise (Azize Pareskevi Kilisesi)

Yalova’nın Çınarcık ilçesinde yer alan bir diğer tarihi yapı da Tarihi Kilise. Osmanlı döneminden kaldığı düşünülen kilise, Esenköy sınırları içinde yer alıyor. Taş, tuğla ve dağınık moloz ile inşa edilen kilise, eski taş evlere benziyor desek yanlış olmaz. Kilise dikdörtgen bir planla inşa edilmiştir.
Yapıldığı dönemde bulunduğu bölgenin Hristiyanlarına hizmet verdiği düşünülen kilise, günümüzde şahsa ait bir yapı olduğu için ne yazık ki ziyarete açık değil. Ancak tarihi yapıların mimari yapısını incelemek isteyenler de olabileceği için listemize ekledik.

11) Kara Kilise

Yalova’ya 3 km mesafedeki Çiftlikköy’de yer alan tarihi Kara Kilise, bölgede oldukça bilinen simge bir yapı. Tuğladan inşa edilen kilise, tarihi kaynaklara göre erken Bizans döneminde inşa edilmiş. Haç planı mimarisiyle inşa edilen kilise, geniş bir kapıya ve beşik tonozlara sahip. Yapı MS 6. yüzyılda bir hamam ve sonrasında MS 8. ve 9. yüzyıllarda kilise olarak değerlendirilmiştir.
Normal kiliseler doğu-batı ekseninde uzanırken, Karakilise kuzey ve güney yönünde uzanmaktadır. Uzun tarafı 13 metre olan kilisenin eni ise 10 metredir. Kilisenin kubbesi 5,5 metredir ve 8 pencereli bir kasnak bulunmaktadır.
Antik kent olarak da bilinen mevkide yer alan yapı, günümüze tamamen ulaşamamış olsa da, tarihi dokuyu hissedebilmek için, oldukça önemli değerlerimizden biri. Günümüzde kilisenin kubbesi ve kemerleri ulaşabilmiştir. Buradaki antik liman ve su kemerlerine ait kalıntılar da burasını görmek için geçerli sebepler arasında yer alıyor.

Resimler


Copyright © Sultan Turizm 2019. Tüm Hakları Saklıdır